Vitrayın Doğuşu ve tarihsel gelişimi

Vitrayın Doğuşu ve Tarihsel Gelişimi;

 

Yukarıda tanımını yaptığımız ve tarihini camın bulunuşuna kadar indirdiğimiz vitray, renkli cam parçalarını yan yana getirerek ve çeşitli teknikler kullanmak sureti ile birleştirerek yapılıyor. Bu birleştirme esnasında ilk aşama yapılacak çalışmanın taslağını oluşturmak. Buda yapılacak çalışmayı önce resmederek mümkün. Daha sonra yapılan taslağa göre camlar yerleştiriliyor. Kullanılan tekniklere daha sonra değineceğiz ancak bu aşamada vitrayın doğuşunu açıklamaya çalışalım.

Gerek doğada kendiliğinden oluşan gerekse insan eliyle üretilen camların mimariye girişinin 12. veya 13. yüzyıllara tekâmül ettiğini kabul ediyoruz. İlk vitray örneklerinin ise cam parçaları ile değerli madenlerin harmanlanması ile oluşturulmuş genellikle geometrik desenlerdir.

Bu desenleri vitraya dökmek için kullanılan ilk teknikler ise; Romalıların taş levhalara açtıkları delikleri cam ile doldurulması, daha sonra camları birleştirmede bronz, demir, tahta gibi malzemelerin kullanılması ve takibinde özellikle Türkler tarafından camları birleştirmek için alçı kullanılmasıdır.

    
 
Ancak insan eliyle üretilen özellikle renkli camların mimarîye girişi ile vitray kendine özgü bir sanat olarak değerlendirilmeye başlanmıştır ve geliştirilmiştir. Roma ve ilk Hıristiyanlık dönemlerinde, o zamanların resim sanatı ile rekabet edebilen, yarışabilen bir sanat halini aldığı halde yinede resim sanatına göre daha basit kalmıştır çünkü henüz resim sanatında kullanılan perspektif konusu ve geometrik desenler dışında kalan desenler kullanılamamıştır.

Zaman içerisinde cam kesim ve birleştirme tekniklerinin gelişmesi ile farklı ve göze daha hoş gelen çalışmalar üretilmeye başlanıyor.

12. yüzyılda gotik sanat akımının mimariye girişi ile birlikte, mimari yapılarda köklü değişikler görünmeye başlanmıştır. Bu sanat akımının mimari alanda kendini ilk gösterdiği ülke ise Fransa'dır. Yapılan binalarda ağırlığın itme kuvveti ve yönü tespit edilerek, baskı kemerlere ve fil ayaklarına aktarılmıştır. Böylece binanın bütününde denge sağlanması amaçlanmıştır. Ağırlığın ayaklara aktarılmasıyla rahatlayan duvarlar da çeşitli süslemeleri rahatça yapabilmek için daha kullanışlı hale getirilmiştir. Özellikle bu zaman çerçevesinde yapılan vitray çalışmaları gotik sanat akımının en önemli karakteristik özelliği olarak görülmektedir.

Bugün, gotik mimarinin en büyük yasayan eserleri olarak Paris'teki Notredame katedrali, Strasbourg'daki Strasbourg katedrali, Milano'daki Milano Katedrali ve Chartres'deki Chartres Katedrali örnek gösterilebilir. Buralarda yapılan vitray çalışmalarında ise birleştirici olarak kullanılan kurşun çubuklar nedeni ile kurşunlu vitray tekniğinin kullanılmaya başlandığı görülmektedir.

        

Gelişimini Fransa'da sürdüren vitray, Chartres Katedrali'nde yaklaşık 7000 m2'lik bir alanı kaplayan süslemesi ile ortaçağ mimarisinin ve cam üstüne yapılan resim sanatının en büyük ve en önemli örneği olarak kabul edilmiştir.  

Chartres'deki 7000 m2'lik vitray süslemesi diğer ülkelerde bulunan sanatçıların da dikkatinden kaçmamış, özellikle dini yapıların duvarlarını süsleyen Roma tarzı fresklerin yerine içeriye daha fazla ışık girmesini temin eden vitray kullanılmaya başlanmıştır. Chartres'li ustalar sayesinde Beauce, zamanla bir vitray odağı haline geldi ve vitraycılık buradan bütün Fransa'ya (Bourges, Paris, Tours, Le Mans, Rouen) ve komşu ülkelere, özellikle İngiltere (Canterbury) ve Almanya'ya yayıldı.

     

1300'lü yıllarda Antonio da Pisa adlı İtalyan vitray sanatına ait ilk kitabı yazdı. Kitabında cam kesim teknikleri, camın renklendirilmesi, kurşun tekniği anlatılıyordu. Vitray sanatı artık anıtsal bir sanat olarak değerlendirilmeye başlanmıştı.

13. yüzyıl başlarında Almanya vitray çalışmaları ile öne çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde vitray sanatı özellikle dini yapıların dışında saray ve malikânelerde, büyük konakların kapı, pencere ve tavan süslemelerinde kullanılmaya başlandı.

17. yüzyıldan itibaren basit kompozisyonlardan ve az sayıda canlı renklerden oluşan vitray, 18 ve 19. Yüzyılda en parlak dönemini yaşadı. Kullanılan camlarda renk çeşidi artarken, ilk zamanlarında tasarım olarak kullanılan dini motifler ise zamanla yerini modern tarza; çiçek motifleri, insan ve hayvan figürleri, geometrik desenler, manzaralara bıraktı.

Bu gelişmelerle birlikte ilk dönemlerde genellikle dini yapıların pencerelerinde kullanılırken, ilerleyen yıllarda saray, malikâne gibi yapıların kapı, pencere ve tavan süslemelerinde kullanıldı.

Amerika'da NewYork'lu ünlü tasarımcı Lois Comfort Tiffany
(1848 - 1933) vitray sanatı için farklı bir uygulama tekniği geliştirdi. Kurşun çubuklar yerine bakır folyo şeritler kullanmaya başladı. Ayrıca bazı farklı cam türleri geliştirdi. Opal, renkli opal ve sedefli camlar gibi.

Tiffany, John la Forge ile birlikte yeni bir cam ürettiler. Bu cam, kendine özgü kıvrımları ve bitkisel desenleri içerisinde barındıran, birçok farklı renk seçeneğine sahipti. Opalescent adı verilen bu camın mimariye girmesi ve vitrayda kullanılması önemli bir gelişmeydi.

            

Yine dönem içerisindeki sanat akımının popülaritesini yitirmesi, yerine klasik ve gotik sanat anlayışına tepki olarak daha romantik, bireyselci ve zarif süslemelerin ön plana çıktığı (art nouveau) bir sanat akımının güncel hale gelmesi ile birlikte vitray sanatında da değişiklikler oldu ve soyut desenlerin daha fazla kullanılmaya başlandı. Dini desen ve motiflerin dışına çıkılmış oldu.

Böylece vitray kendisine dini yapıların pencere, kapı ve tavan süslemelerinden başka, özel konutlarda ve daha farklı binaların dekorasyonlarında kullanım alanı buldu.

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 23° 8°